
Zorbalık genel tanımıyla güçlü olanın zayıf olana fiziksel veya ruhsal yönden baskı kurarak ona zarar vermesi durumudur. Toplumun ne yazık ki birçok kesiminde görülen bu durum, okullarda da sıkça görülmektedir.
Bir durumun zorbalık olarak kabul edilmesi için şu üç ölçütü taşıması gerekir:
- Kasıtlı olarak zarar vermeyi amaçlaması
- Süreklilik göstermesi
- Zorba ve mağdur arasında güç dengesizliğinin olması
Toplumda, zorbalık yapan kişilerin arkadaş çevrelerinin olmadığına dair bir inanış vardır. Oysa yapılan araştırmalar bize zorbaca davranan kişilerin de arkadaşlarının olduğunu göstermiştir. Burada önemli olan şey, arkadaşların niceliğinden çok niteliğidir. Yani bireyin az sayıda arkadaşı olsa bile düzgün karakterli kişilerle olması ona olumlu özellikler katacaktır.
Kişiyi zorbalığa iten dört mekanizma tespit edilmiştir. Birincisi “sosyal yayılma”dır. Bir kişinin, zorbalık yoluyla başkalarına üstünlük kurduğunu görenler de aynı yolla başkalarına üstünlük kurmaya çalışmaktadır. Üstelik bu davranışı gerçekleştiren kişilerin cezalandırıldığını görseler de yine aynı şeyi yapmaktadırlar.
İkinci mekanizma, bireyi saldırganlıktan alıkoyan baskı mekanizmasının, yani otoritenin zayıflamasıdır. Zorbalık yapan kişinin otorite tarafından engellenmemesi, diğer kişileri de aynı davranışları yapma konusunda cesaretlendirmektedir.
Bir diğer sebep, zorbalık bir grupça yapıldığında grup üyelerinin bu davranışın bir gruba ait olduğunu düşünerek bireysel sorumluluk almak istemeyişidir. Onlara göre zorbalığı yapan gruptur, kendileri bir zorbalık yapmamıştır. Futbol maçlarında tribünlerden sahaya yabancı madde atan kişiler için de aynı durumun geçerli olduğu söylenebilir.
Dördüncü sebep; zorbaca davranışların, bireyin bilişsel yapısında değişiklik oluşturması sonucunda zorbada mağdurun bunu hak ettiğine yönelik bir algı oluşmasıdır. Belki de en tehlikeli sebep budur. Çünkü empati kuramayan biri, karşısındaki kişiye her türlü kötülüğü yapabilir.
Zorbaların, kendilerini destekleyenlerle; mağdurların ise yine kendileri gibi mağdur duruma düşmüş kişilerle yakınlık kurdukları belirlenmiştir.
Benzer durumlar hem toplumda hem de okullarda görülmektedir. Toplumdaki bireyler de belli bir okul eğitimi aldıklarından olayın çözümü bir bakıma yine okuldadır. Mağdurlar böyle durumları anlatmaktan bazen korkabileceğinden tüm eğitimcilere iki görev düşmektedir: İyi bir gözlemci olup öğrencilerle yakınlık kurmak ve ailelerle iş birliği yapmak. Ders öğretmenleri kendi güç ve yetkilerini aşan bir durumla karşılaştıklarında mutlaka rehberlik servisinden yardım almalıdırlar. Aileler ise “Benim çocuğum yapmaz!” düşüncesinden sıyrılarak çocuklarının yukarıda saydığımız dört mekanizmadan birinde olabileceğini düşünerek çocuklarının bazen zorba bazen de mağdur olabileceğini akıllarından çıkarmamalıdırlar.
(Serbay KAYGANACIOĞLU – serbayk@egitimaskina.com)







Daha fazlası...
Yazısı Çirkin Çocuklar İçin Neler Yapılabilir? (Etkili Çözümler)
ŞEFİK SINIĞ KİMDİR VE DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ ŞİİRİ
TEST SORUSU YAZILIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?