1 Ağustos 2026

Eğitim Aşkına

Her şey daha iyi bir dünya için…

ÖĞRENCİLER NEDEN BAŞARISIZ OLUYOR?

Öğrencinin başarısının artmasında en büyük rol ailededir.

Öğrencilik, hepimizin ortak noktasıdır. Yıllar önce bunu yaşadık veya çevremizde bunu yaşayan insanlar var. Bu nedenle mevzu hakkında hepimizin az çok bilgisi var.

Tarihin her döneminde en etkili eğitim ve öğretimi bulmak için çalışmalar yapılmıştır. Köklü değişimler ise Dünya Savaşları, ekonomik buhranlar ve büyük teknolojik atılımların olduğu dönemlerde görülmüştür. Eğitim – öğretimin ne kadar başarılı olduğu her zaman büyük bir soru işareti olmuştur. Bunu netleştirmek için nicel ve nitel değerlendirmelerde bulunan yöntemler, ölçekler geliştirilmiştir. Türü ne olursa olsun hepsinin amacı aynıdır.

Başarı ve Başarısızlık Nedir?

Başarının çok farklı tanımları vardır. Bu tanımların bir bölümü uzmanlarca, bir bölümü ise uzmanlar dışında kalan veliler, eğitime meraklı kişiler ve ya yöneticiler tarafından yapılmıştır. Aynı zamanda tanımlar kişiden kişiye de değişmektedir. Birine göre “Kişinin, beklentileri kendi zihinsel ve fiziksel becerisini tam anlamıyla yansıtacak seviyede bir iş yapması.” olabilirken başka birine göre “İyi bir meslek sahibi olabilmek.”tir. Kimine göre de bireyin topluma ne ölçüde ayak uydurabildiğidir. Başarısızlık ise bunların tam tersidir. Okul başarısızlığı ile ilgili alan yazında çok çeşitli tanımlamalar yapılmasına rağmen bu tanımların ortak noktalarından yola çıkarak tanımlama yoluna gidilmiştir. Eğitim bilimleri sözlüğünde okul başarısızlığı, öğrencinin gizil yeteneklerinin altında sayılan bir başarı olarak tanımlanmaktadır (Artuksi, 2003). Ancak dikkat ederseniz günlük hayatta sıkça duyduğumuz tüm bu tanımların bir eksiği var: Genellik. Nedir genellik? Bireyin genel olarak başarılı veya başarısız olduğunu söylemek aslında ona yapılan büyük bir haksızlıktır. Az önce de değindiğimiz üzere kimi insanlar için ders başarısı önemliyken kimileri için de toplum içinde başarılı olmak önemlidir. Okul dersleri çok iyi olan birinin başka insanlara, dış dünyadaki yaşama uyum sağlayamaması söz konusu olunca o zaman yapılan genellemelerin dışına çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yani A kişisi için “Başarılı” demek yerine “Türkçe dersinde fena değil, matematikte çok iyi, arkadaş ortamlarındaysa biraz daha iyi olması için çaba sarf edilmeli.” gibi ifadeler bireyi değerlendirmemiz için daha adaletli olacaktır.

Okul Başarısını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Öğrencinin okul başarısının sadece okuldaki etkenlerle sağlanması ne yazık ki mümkün değildir. Öğrencinin okula başlamadan önceki ve okula başladığı dönemki aile yaşantısı bunda fazlaca etkilidir. Aile desteğinin çocuğun okul hayatındaki başarısına olumlu katkı yapacağı yapılan araştırmalarda vurgulanmıştır (Akbaba Altun ve Çakan, 2008). Çocuğun, okul öncesi ve okul döneminde edindiği izler, onun yetişkinlikteki benlik algısını şekillendirecektir.

Yapılan tüm çalışmalar ailenin çok önemli olduğunu göstermiştir. Ne var ki aynı şekilde okul da etkilidir. Yöneticilerin becerisi, öğretmenlerin motivasyonu, öğrenme ortamının yeterliliği, öğrencinin öğrenmeye karşı tutumu da unutulmaması gereken ögeler arasındadır.

Öğrenciler hakkında Batı dünyasında son dönemde çok sayıda araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bazılarının meyveleri yeni yeni alınmaya başlanmıştır. Mesela yapılan bir çalışmada okul döneminde başarılı olan çocukların, 20 yıl sonraki hayat başarılarının da yüksek olduğu görülmüştür. İşte bu nedenle okulun bir toplum örneği olduğunun bilinci, çocuklara hem okullar hem de aileler tarafından aşılanmalıdır. Olumlu tutuma sahip bir öğrenci, hem ailesinden aldıklarını hem de okuldan öğrendiklerini birleştirerek iyi bir birey olacaktır.

Okul başarısızlığını etkileyen çok sayıda faktör vardır:

A. Ev ve Ailesel Nedenler

a) Sosyal ve duygusal nedenler, kendine güven, otonomi, benlik saygısı
b) Motivasyonel nedenler
c) Aşırı aile baskısı
d) Ailenin beklentisi
e) Aile tutumları
f) Ev atmosferi ve aile desteği

B. Kişisel Nedenler

a) Benlik saygısı
b) Kendi kendine hareket edebilme yeteneği
c) Başarı isteği ve başarısızlık korkusu
d) Başarı korkusu

C. Okuldan Kaynaklanan Nedenler

Weiner ise okul başarısızlığını üç genel maddeyle açıklar:

  • Sosyokültürel Faktörler
  • Psikolojik Faktörler
  • Uyumsuz Aile İçi İlişkiler

Aysan, Tanrıöğen ve Tanrıöğen (1996) tarafından Buca Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde okuyan öğrencileri dikkate alarak yaptıkları araştırmaların sonunda, öğrencilerin akademik başarısızlıklarının nedenleri olarak şunları belirlemişlerdir:
a) Öğretmen davranışları
b) Öğretim metotları
c) Çalışma eksikliği
d) Öğrenme ortamı ile ilgili problemler
e) Konunun içeriği (müfredat)
f) Öğrencilerin psikolojik sorunları
g) Ailedeki doyumsuzluk
h) Okunan bölümün kariyer ve iş hayatına etkisi
i) Zamanı kullanabilme ile ilgili problemleri gördükleri tespit edilmiştir.



Mandel ve Marcus (1988) ise okul başarısızlığının nedenlerini şöyle sıralamışlardır:
1) Kişisel faktörler
2) Aile ile ilgili faktörler
3) Arkadaş grubu ile ilgili faktörler
4) Okul ve öğretmen faktörü.

Kişisel faktörlerin içinde kaygı düzeyi, benlik saygısı, zeka düzeyi, dikkatini toplayabilme, duygusal faktörler ve kişilik özellikleri yer almaktadır.

Aile ile ilgili faktörler içinde ailenin sosyoekonomik durumu, aile içi iletişim, çocuğun aile içindeki benlik saygısı gibi unsurlar vardır. Hollingsworth ve Hoover (1999), anne babaların çocuklarının eğitimine doğrudan ve dolaylı etkileri olduğunu belirlemiştir. Ebeveynleri çocukların evdeki öğretmenleri olarak görmekte ve öğretmenlerin okulda kazandırdıkları olumlu bir davranışı ebeveynlerin evde kolaylıkla bozabileceğini belirtmişlerdir. Bu sebeple günümüz öğretmenleri ve eğitimin içinde olanlar, ebeveyn etkisinin ne kadar önemli olduğunu kavramışlardır. Bu nedenle Bilgin (1990) yaptığı çalışma ile öğretmenlerin okul ile aile ilişkisini güçlendirici etkili çalışmalar yaptığını fakat ebeveynlerin okul – aile ilişkisini güçlendirmede yetersiz kaldıklarını belirlemiştir. Bu durumu düzeltmek için aile eğitimin önemli olduğunu, bu sayede iletişimin daha da güçleneceğini ve öğrenci başarısının artacağı sonucuna ulaşmışlardır. Öğretmenlerin okulda kazandırdığı davranışların evde ebeveynler tarafından tamamlanmadığı sürece öğrenci başarısının oluşması ne yazık ki mümkün görünmemektedir.

Öğrencinin akademik başarısını olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biri sistemden ayrılmış, kötü alışkanlıkları olan ve eğitime karşı olumlu bir bakış açısına sahip olmayan kötü arkadaş çevresidir (Özbaş, 2010). “Üzüm, üzüme baka baka kararır.” düşüncesinin atalarımızdan günümüze kadar gelen bir geçerliliği olduğunu unutmamalıyız.

Başarıyı etkileyen faktörlerden biri de teknolojik gelişmelerdir. Bireyin televizyon, bilgisayar, tablet vb. teknolojik aletlere harcadığı zaman arttıkça ders başarısı da düşmektedir.

Okul ve öğretmen faktörünü ele aldığımızda karşımıza birçok farklı alan çıkmaktadır. Okulların fiziki şartları, uyguladıkları eğitim programı, yöneticilerin becerisi, öğretmenlerin yeterliliği, sağlanan sosyal imkanlar, velilerle iş birliği…

Okul Başarısının Artması İçin Neler Yapabiliriz?

  • Öğrenci ve veli arasında olumlu ilişkiler olmalıdır. Bunun sağlanması için ilk adımı elbette velinin atması gereklidir.
  • Öğrenci, kendiyle ilgili olumlu bir benlik algısı kazanmalıdır. Çocuğu sürekli eleştirmek yerine onun değerli ve biricik olduğu vurgusu yapılmalı fakat bu yapılırken çocuğun hataları için de ona uygun yaptırımlar -Dr. Özgür BOLAT’ın dediği gibi- uygulanmalıdır. Bu yaptırımlar II. tür cezalardır. Yani çocuğu kıymetli gördüğü bir şeyden bir süreliğine mahrum bırakmaktır.
  • Okullardaki idareciler ve öğretmenlerle iletişim halinde olunmalıdır.
  • Tüm sorumluluğu okula bırakmak, tek kanatlı bir uçağı uçurmaya benzer. Okuldaki çalışmaların takibi ailece yapılmalıdır. Çocuğa yalnız olduğu hissi verilmemelidir. Özellikle Türk toplumunun kültürel yapısından kaynaklanan “ezilerek büyüsün” felsefesinin her zaman doğru olmayabileceği unutulmamalıdır.
  • Veliler çocuklara öğretmenlik değil, annelik ve babalık yapmalıdır. Öğretmenlik, öğretmenlerin işidir.
  • Öğretmenler, tek işlerinin ders anlatmak olmadığının bilincine varmalıdır. Çocuğun duygu durumunu da dikkate alarak onlarla iletişim kurabilmeli, gerekli durumlarda veli ile iletişime girmekten kaçınmamalıdır.
  • Öğrenciler, kendilerini başarısız gördükleri durumlarda suçu başka etkenlere atmak yerine kendi açıklarını aramaya çalışmalıdır.

Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)