1 Ağustos 2026

Eğitim Aşkına

Her şey daha iyi bir dünya için…

İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞI

Oyun, tüm canlıların doğasında bulunan ve bazı canlıların hayatta kalma becerilerini kazanması için çok önemli bir olgudur. Buna dayanarak oyun kavramını incelersek çok eskilere, hatta karanlık çağlara bile gitmemiz gerekir.

 

Çocuklar oyun sayesinde sosyal ve kültürel değerleri öğrenir. Cinsiyet rolleri, arkadaşlık kurma, yardımlaşma gibi kavramları içselleştirir. Ne var ki “oyun” kavramının niteliği tarihsel zamana göre değişmektedir. Sadece yirmi yıl öncesiyle bugünü karşılaştırdığımızda bile farklı durumlarla karşılaşmaktayız.

 

Dijital dünya hayatımızın her alanına girmiş durumda. Evde, sokakta, okulda, hatta uçakta bile bazen bireysel bazense çevrimiçi etkinliklerde bulunabilmemizi dijital dünyaya borçluyuz. Bu durum, hayatımızı oldukça kolaylaştırmıştır. Daha fazla bilgiyi daha ekonomik şekilde depolayabiliyor, yüz yüze gelme şansımızın olmadığı insanlarla çok kısa süre içinde iletişime geçebiliyor ve tüm dünyayla bilgi paylaşımında bulunabiliyoruz. Dijitalleşen dünyanın sadece faydalarına değinmek kadar zararlarına da eğilmek gerekir. Bunların en büyüğü şüphesiz oyun ve internet bağımlılığıdır.

İnternet ve oyun bağımlılığı nasıl bu kadar yaygınlaştı?

90’lı yılların dijital dünyasındaki oyun kavramı genel olarak bilgisayar ile kısıtlıyken 2000’li yılların başında cep telefonlarına, şimdiyse oyun konsolu ve tabletlere kadar genişlemiş durumdadır. Daha önceden sadece çocukların oyun oynayabileceği düşüncesinin yıkılmasının ardından artık her yaş grubu insanın bu oyunlara zaman ayırdığını görmekteyiz. Her grupta olumsuzluk olsa da zihinsel yeterliliğe, üretkenliğe tam ulaşmamış yaş gruplarında oyunların faydadan çok zarar getirdiği inkar edilemez bir gerçektir.
Ülkemizde yaklaşık 30 milyon kişi, dijital dünyanın oyunlarıyla haşır neşirdir. 3 – 17 yaş arası kişilerin bu oyunlara haftada ortalama 7 – 9 saat zaman ayırdıkları bilinmektedir. İlkokul öğrencilerinde internet bağımlılığı yok denecek kadar az olsa da ortaokul ve lise gruplarında dikkat çekici düzeyde sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu bağımlılığın oluşmasında etkili olan farklı sebepler vardır:

• Sosyal çevreye güvensizlik
• Arkadaş edinememe
• Ailenin ilgisizliği
• Sosyal çevreden etkilenme
• Yeni oyun arkadaşları edinememe
• Başarı duygusunun tatmini
• Bağlanma ihtiyacı
• Oyunlardaki seviye atlamanın pekiştireç görevi görmesi

 

Yapılan araştırmalar böyle bağımlılıklara sahip kişilerde saldırgan davranışlara sahip olma, şiddete eğilim, kaygı, endişe gibi psikolojik sorunların yanında epilepsi nöbeti, kalp rahatsızlıkları gibi sorunların da görüldüğünü göstermiştir. Yetişkinler bu sorunlara genellikle kendi başlarına çözüm bulmaya çalışsalar da 3 – 17 yaş grubundaki, geneli öğrenci olan kişilerin bunu tam anlamıyla yapamayacakları ortadadır.

 

İngiltere’deki bir üniversitenin yaptığı araştırmada iki grup ele alınmış ve bu gruplardan birinde dijital oyunlara herhangi bir kısıtlama getirilmeyip diğerine ise kısıtlama getirilmiştir. Kısıtlanan gruptaki öğrencilerin başarısının arttığı gözlemlenmiştir. Ancak bir tane de detay yakalanmıştır: Kısıtlanan grupta başarısı en çok artan öğrenciler genellikle akademik yönden zayıf olanlardır. İyi durumda olanlarda dikkate değer bir artış olmamıştır. Yani bunu tersinden yorumlarsak otokontrolü olan öğrencilerin zaten ciddi düzeyde bir sorunu olmamıştır. Daha sorumluluk sahibi olduklarından gerektiğinde kendilerini önceliği yüksek olan konulara verebilmişlerdir. Otokontrolü zayıf olan öğrenciler ise fazla bir sorumluluk taşımadıklarından bu oyunlara ve internete fazla zaman ayırmış ve halihazırda düşük olan başarıları daha da düşmüştür. O zaman – yasaklamak sözcüğü hoş olmasa da – öğrencilerin dijital oyuna ayırdıkları zamanı belli bir ölçüde tutmakta yarar vardır.

 

Bir bireyin sevdiği şeyi elinden almak çözümmüş gibi görünse de o boşluk yine başka şeylerle dolmaktadır. Bu da bazen zararlı alışkanlıklar, yanlış arkadaşlıklar veya yeni bağımlılıklar olmaktadır. Bir kısıtlamaya gidilecekse elde kalan zamanın ne şekilde değerlendirileceği iyi belirlenmelidir. Ders çalışma, kitap, hobi edinme, aileyle zaman geçirme bunların akla ilk gelenleridir. Aileyle zaman geçirme bunlar içinde en önemlisidir.

 

Başka bir araştırmada ergenlerin internet bağımlılığı, algılanan sosyal destek ve ebeveynleriyle yaptıkları aktiviteler arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu araştırmaya göre ergen kişinin, annesiyle geçirdiği zamanın sosyal destek düzeyini artırdığı ve internet bağımlılığını azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca kardeş sayısı fazla olan bireylerin internet bağımlılığının daha fazla olduğu görülmüştür. Demek ki ebeveynler, çocuklarıyla daha fazla özel zaman geçirmelidir.

 

Diğer çözüm önerileri şu şekildedir:
• İnternet ve dijital oyun bağımlılığının zararlarına yönelik eğitim verilerek hem velilerde hem de öğrencilerde farkındalık oluşturulmalıdır.
• Okul rehber öğretmenleri, öğrencilere sorunlarla baş edebilme ve sorunlara çözüm getirebilme becerisi kazandırmak için onlarla bireysel çalışmalar veya grup çalışmaları yapmalıdır.
• Okul yönetimi, okuldaki görevli psikolojik danışmanlar ve aileler, öğrencilerle iş birliği yaparak özellikle evde bilgisayar ve akıllı telefon kullanımını kontrollü bir hâle getirmelidir.
• Okulların rehberlik servisleri eğitim – öğretim yılının başında velilere yönelik seminer yapmalıdır.
• Kısıtlamaya gidilecekse oyunun bireysel gelişime olan katkıları da göz ardı edilmemelidir.

Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)