
YAVUZ VE MİDİLLİ – Tüm dünyanın birbirine düştüğü bir savaş… Bu savaşta İngiliz – Alman mücadelesinin arasında kalmış bir Osmanlı… İşte alınacak kararlarla bir ülkenin geleceğinin tayin edileceği bu önemli günlerde iki gemi, Akdeniz’de İngilizlerden kaçmakta. Goeben ve Breslau. Kendilerini yaklaşık dört saat geriden takip eden İngilizlerin namlularının ucunda olmamak için Osmanlı’ya sığınırlar. Önce İzmir’e, oradan da Çanakkale’ye gelirler. İşte bu iki güzel gemi, Enver Paşa’nın talimatı ile Boğaz’dan içeri alınır. Hatta Enver Paşa bu durumu şöyle karşılar: “Bir oğlumuz dünyaya geldi. İki Alman gemisi Çanakkale önüne gelmiş, İngiliz donanmasının tehlikesinden korumak için Boğaz’a girmeleri emrini verdim.” İngilizler diplomatik girişimlerde bulunup gemileri yeniden Ege’ye çıkarmaya çalışır. Ne var ki daha önce parası ödendiği hâlde Osmanlı’ya teslim etmedikleri “Sultan Osman” ve “Reşadiye” zırhlıları yüzünden bu kez haksız duruma düşerler. Çünkü Osmanlılar bu iki gemiyi satın aldıklarını belirterek ülke sınırları içinde tutma kararı alır. Böylece İngilizlere misilleme yapılır. Bir de gemi mürettebatına Osmanlı donanmasının kıyafetleri giydirilince her şey tamamlanmış olur. Bu iki gemiden Breslau’ın adı “Midilli”, Goeben’in ise “Yavuz” olur.
Yavuz ve Midilli, Rus limanlarını ansızın bombalar. Her ne kadar Enver Paşa’nın bilgisinin olduğu söylense de Talat Paşa, anılarında bu durumu haber alan Enver Paşa’nın çok şaşırdığını belirterek olayı daha bir muammaya çevirir. Fakat iki geminin de komutanı olan Amiral Souchon’da Enver Paşa’nın gizli bir emri vardır: Türk donanması, mutlaka Karadeniz’e egemen olmalıdır. Rus donanmasını bulun ve onlara saldırın!
Ders kitaplarımızda Yavuz ve Midilli’nin akıbeti sadece bu kadardır. Osmanlı’nın savaşa dahil olmasını sağlayıp çekilmişler gibi bir durum anlaşılır. Fakat aslında her ikisi de gerçek anlamda hizmet vermeye başlar.

Osmanlı’da donanmayı yöneten kişi olan Tümamiral Souchon üç yıl görevde kalır. Kendisinden sonra ise yerine Tümamiral Rebeur Van Paschwitz atanır. Bu komutanın önerisiyle İtilaf Devletleri’nin ileri karakol gibi kullandığı İmroz ve Limni adaları bombalanacaktır. Bahriye Nazırı Cemal Paşa’yı ikna etmek için düşmanın, Çanakkale’deki yenilgi yüzünden moralsiz oluşunu, Filistin’deki Osmanlı ordularına uygulanan baskının azaltılmasını, Kudüs’ün kaybı nedeniyle bozulan halkın moralinin yerine getirilmesini gerekçe olarak sunar. Yavuz ve Midilli için ise bu gemilerin mayınlardan fazla etkilenmeyecek kadar kuvvetli olduğunu, ayrıca Alman gözetleme istasyonlarının da mayın hatları hakkında fazlasıyla bilgi edindiğini belirtir.
Yapılan planlardan Liman von Sanders’in son dakikada haberi olur. O da bir ay kadar önce Enez açıklarında karaya oturan bir İngiliz gemisinde ele geçirilmiş, mayın hatlarını gösteren bir harita yollar. Paschwitz, haritadaki bilgilerin doğruluğunu araştırmaz. Daha önce Osmanlı’yı savaşa sokmak için uygulanan planın bir benzeri yine devreye sokulmaktadır. Çünkü harekattan sadece Yavuz ve Midilli’nin komutanlarının haberi vardır. Eşlik edecek diğer gemilere son anda haber verilir.
Harekat başladığında asıl saldırıyı Yavuz ve Midilli yapar. Diğer gemiler geri saflarda bırakılır. Bu iki gemi gerçekten ölüm kusmaktadır. Ancak Yavuz bir mayına çarpar fakat çok korkulacak bir şey olmadığına kanaat getirilir. Fakat Yavuz’un cayrosunda bir hasar vardır ve birkaç derecelik sapma, gemiyi mayın hatlarına yönlendirir. Bu esnada gemiler mayın hattının tam sınırındadır. Düşman uçaklarının gemileri takibe başlaması üzerine hava savunması olmayan Midilli’ye, Yavuz’a yaklaşması ve ondan koruma alması emredilir. Bunun için süratini artıran gemi, bir mayına çarpar. Sancak pervanesi şaftı ile kopar, dümen yelpazesi parçalanır. Gemi mayın tarlasının ortasına düşmüştür. Geminin gözcülerinden arka arkaya mayın raporları gelmeye başlamıştır. Ona yardım etmeye çalışan Yavuz da bir mayına çarpar ve cayrosu tamamen devre dışı kalır. Bulunduğu durumdan kurtulmaya çalışan Midilli, birkaç mayına daha çarpar ve kaçınılmaz son iyice belli olur. Midilli’ye yardım etme isteğinde bulunan Yavuz’a, dönme emri verilir. Çünkü Almanya’nın Osmanlı’daki en büyük prestiji, bu gemidir. Onu tehlikeye atmamak gereklidir. Oradan çıkmaya çalışan Yavuz da mayınlara çarpar. Toplam üç mayın isabet etmiştir. Her şeye rağmen bu görkemli gemi, Nara açıklarına kadar gelir. Fakat İngiliz uçakları burada da hücum eder. Ancak atılan 180 bombadan sadece ikisi gemiye isabet eder.
Başarısız bir harekat sonucunda Midilli, Ege’nin dibindeki yerini alır. Ama Yavuz için daha zaman vardır. Dolmabahçe açıklarına demirleyen yaralı gemi, bu yaralar yüzünden üç ay boyunca onarım görür. Bu onarımlar çok kapsamlı olmadığından son noktanın konması 11 yılı bulur. Bu kıymetli gemi ancak 1930’da tekrardan donanmaya katılabilir.
Midilli her ne kadar batmış olsa da Yavuz, önemli anlara tanıklık etmiştir. İsmet İnönü’yü ağırlar, İran Şahı Rıza Pehlevi’yi misafir eder, 1938’de Mustafa Kemal Atatürk’ün cenazesini İstanbul’dan İzmit’e taşır. II. Dünya Savaşı’na kadar hizmette kalır. 1950’de Gölcük yakınlarındaki Kavaklı’ya çekilir. 18 Aralık 1969’da Makine Kimya Endüstrisine satılır. 1973’te silahları ve teknik parçaları sökülür. Daha sonra kalan bölümleri de sökülen gemi, jilet yapılmak üzere satılır.
Tarihi anlara tanıklık etmiş gemilerimizden birinin jilet yapılması bizler için utanç kaynağıdır. Biliyoruz ki iyi eğitilmiş, bilinçli nesiller bizlerin tarihine ve kültürüne sahip çıkacaktır.
Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)


Daha fazlası...
HİTİTLER VE ANADOLU’DAKİ BAZI HİTİT ESERLERİ
ÇATALHÖYÜK VE İLK YERLEŞİK YAŞAMIN İZLERİ
BÜYÜKYONCALI UÇAK KAZASI – 23 EYLÜL 1981