3 Kasım 2026

Eğitim Aşkına

Her şey daha iyi bir dünya için…

OKUNAN KİTAPLARIN NİTELİĞİNİN MATEMATİK DERSİNE ETKİSİ

www.egitimaskina.com

Kitap okuma; bireyin güzel vakit geçirmesini, kendini daha iyi ifade edebilmesini, dil bilgisini geliştirmesini, yeni bilgiler öğrenmesini sağlayan, eğitim – öğretime katkıda bulunan bir etkinliktir (Kahyaoğlu, 2011). Hayatın her anında ihtiyaç duyduğumuz bir etkinliktir. Ne var ki okuma, okullarda ele alındığında sadece Türkçe dersi ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle genele yayılamamakta ve öğrencilerde yeterli okuma sağlanamamaktadır.

 

Öğrenciler kitap okumayı sıkıcı bulduklarından onun yerine internet ve televizyonu tercih etmektedir. Bu nedenle onu keyifle yapabilecekleri bir etkinlik olarak görmekten uzaklaşmakta ve kitap okumayı faydasız bulmaktadırlar.

 

MEB, eğitim – öğretim programları içinde, okumaya yer verse de henüz yeterli bir okuma seviyesine erişememiş durumdayız. Okuma oranımız 1/1000 civarındadır. Yani düzenli olarak kitap okuyan kişi sayısı 100 bin nüfuslu bir ilçe için “100” kişidir. Aynı durum, Avrupa ülkelerinde %21 civarındadır. Ancak bu durumun önceki dönemler göre daha iyiye gittiğini söylemek mümkündür.

 

Herkesin ezberden söylediği “Türkçesi iyi olanların anlama kabiliyeti yüksek olur ve diğer dersleri de yükselir.” ifadesinin doğru olup olmadığına dair yapılan çalışmalar mevcuttur. Birçok öğrencinin ortaokuldan itibaren soğumaya başladığı matematik dersinden söz edilince bu cümleyi daha bir sık duyarız. Çünkü matematik dersinin temelinde “problem çözme” vardır. Problem çözmesi gereken bir öğrencinin “kavrama, yorumlama, analiz etme, sentezleme, değerlendirme” gibi bilişsel becerileri bir arada kullanması gerekir. Gooding (2009) buna yönelik yaptığı çalışmada öğrencilerin güçlük çektiği noktaları birkaç maddede toplamıştır. Bunlar sırasıyla “sözel problemlerde kullanılan dili okuma ve anlama, sözel problemlerde verilen durumu anlama / zihinde canlandırma, sözel problemleri matematiksel cümlelerle ifade etme, matematiksel hesaplamayı yapma, problemdeki cevabı yorumlama”dır. Yerli uzmanlarımız ise bunlara duyuşsal faktörleri de ekleyerek ilgi ve tutumları da dahil etmiştir. Güçlük çekilen tüm bu noktaları aşmak için birçok strateji geliştirilse de hem bilişsel hem de beyinle ilgili fiziksel durumun da üst düzeye çıkarılması esastır. Çünkü okuma da bir faaliyettir ve okuma esnasında beyin de fiziksel olarak çalışır. Kaslı bir vücuda sahip olmak isteyen kimse nasıl ki egzersiz yapıyorsa kitap okuma da beynimiz için bir nevi egzersizdir. Yani biz onu yordukça beynimiz biraz daha gelişir. Okumak kişiye karşısına çıkan bilgileri karşılaştırıp değerlendirebilme, eleştiride bulunabilme, karar verebilme, demokratik ve özgür düşünebilme gibi becerileri kazandırır ve öğrencilerin dünyaya, çevrelerine olan bakış açılarını değiştirir (Kuş ve Türkyılmaz, 2010; Yılmaz, 2006). Ayrıca bireyin zihinsel aktivitelerini harekete geçirip olayları kavrayarak, analiz, sentez ve değerlendirme yapabilmesini, böylece mantıklı ilişkiler kurabilmesini sağlar (Batur ve Bek, 2010). Okuma, aynı zamanda matematiksel yetenekle de alakalıdır. Kitap okuma matematiği anlamaya ve muhakeme gücünü artırmaya yardımcı olur. Rakam veya harf, her ikisi de öğrencinin sembollere anlam yükleyebilme becerisidir (Denton ve West, 2002). Öğrencinin kitap okurken okuduğu metni algılayabilme becerisi, bir problemle karşılaştığında o olayı kavrayabilmesine de yardımcı olur. Bu, öğrencinin kitap okumayla birlikte edindiği gizil bir yetenektir.

 

Kitap okumak, matematiğin de daha iyi anlaşılmasını sağlar. Çünkü matematikte şekil ve sembollerin bir anlamı vardır. Bunlardan bir anlam çıkarabilmek için de öğrencinin, matematiği okuyabilme becerisine sahip olması gerekir. Ancak nelerin, nasıl okunacağı çok önemlidir.

 

2018 yılında, ülkemizde yapılan bir araştırmada kitap okumanın, matematik dersindeki problem çözme aşamalarına doğrudan bir katkısının olmadığı sonucu elde edilmiştir. Oysa çok okumanın birçok alanı olumlu yönde etkilediği, tüm dünyada kabul görmüştür. Daha önce yapılan araştırmalar da bunu doğrulamıştır. O zaman ülkemizde farklı bir durumun var olduğunu söyleyebiliriz. Hangi kitabı, ne zaman, ne amaçla ve ne şekilde okuduğumuzun gözden geçirilmesi gereklidir. Biz bu eylemi duygularımıza hitap ettiği için mi, bir bilgiye ulaşmak için mi yapıyoruz? Okuduklarımız gerçekten yeterli niteliğe sahip mi? Algılarımızın tamamen açık olduğu bir zaman ve ortamda yapılan okuma ile bunun tam tersinin söz konusu olduğu bir ortamda yapılan okumanın arasındaki fark ne kadardır? İşte tüm bunları göz önünde bulundurarak okumalıyız. Mobilyayı tamamlaması için kitap almamalıyız. Bir kitabı bilinirliği yüksek olduğu için değil, bize bir şeyler katabileceğine inandığımız için okumalıyız.

 

Okunacak materyalin niteliği, zamanı; okuma yapılacak ortamın durumu, okumanın amacı ve süresi aslında bize uzun vadede fayda sağlayacaktır. Bu yüzden “rastgele” yapılacak okumaların bize bir faydası olmayacaktır.

Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)