Bu yazıda şunların cevaplarını bulacaksınız: Ki nedir, ki nasıl yazılır, ki bitişik mi yazılır, ki ayrı mı yazılır, ki ek midir, ki edat mıdır, ki bağlaç mıdır, ki sıfat yapar mı, ki ilgi zamiri mi?
Kİ NEDİR?
Türkçe, bulunduğumuz coğrafya nedeniyle birçok farklı dilden etkilenmiştir. Bazen onlardan bir şeyler alırken yine onlara bir şeyler katmıştır. Kendi yapısına aykırı durumlarla bile karşılaşmıştır.
Okul hayatı sona ermiş bireylerin en çok zorlandığı konulardan biri, ki’nin yazımıdır. Bağlaç olan “Ki”, dilimize Farsçadan girmiştir. Fransızcadaki “qui / que” ile aynı köktendir. Bu yazımızda “ki” hakkında bilgiler edineceğiz.
Dilimizde dört tane “ki” bulunur:
1. Sıfat yapan -ki
2. İlgi zamiri -ki
3. Bağlaç ki
4. Edat ki
1. Sıfat Yapan -ki
Dilimizde, isimlerin özelliklerini gösteren sözcüklere “sıfat (ön ad)” denir. Mesela bir evin büyük olduğunu göstermek için “büyük ev” deriz. Buradaki “büyük” sözcüğü sıfattır. Ancak her sözcüğü sıfat yapmamız mümkün olmasa da bazılarını “-ki” kullanarak sıfatlaştırabiliriz.
“Masa” sözcüğü, hiçbir varlığın özelliği değildir. Fakat “masadaki bardak” şeklinde kullanılınca artık bu sözcük bir varlığın özelliğidir. Bardağın özelliği, masada bulunmasıdır.
2. İlgi Zamiri -ki
Zamirler (adıllar) ismin yerini tutan sözcüklerdir. Bir konuşmada her seferinde “çanta” demek yerine bazen çanta için “o” diyebiliriz. Bu görevi “-ki” de üstlenebilir.
“Masanın bacağı onarıldı, sehpanın bacağı da onarılacak.” cümlesinde tekrardan “bacak” sözcüğünü kullanmaktansa “sehpanınki” diyebiliriz. O zaman cümlemiz “Masanın bacağı onarıldı, sehpanınki de onarılacak.” şeklinde olur.
3. Bağlaç ki
Bağlaç olan ki, iki cümleyi birbirine bağlar.
İkinci cümle, birincinin amacı olabilir:
Biraz yavaş konuş ki seni daha iyi anlayabilelim. (Kişinin anlaşılması amaçtır.)
Birinci cümle, ikincinin nedeni olabilir:
Kendisini iyi yetiştirmiş ki bilgisayarı böyle güzel kullanabiliyor. (Bilgisayarı iyi kullanabilmesinin nedeni, kendisini yetiştirmesidir.)
“Göre” anlamıyla olumsuz koşul – sonuç ilişkisi kurabilir:
Eve gitmedim ki ona para vereyim (Eve gitseydim ona para verirdim. Gitmediğime göre para da vermedim.)
Kendisinden önceki eylemin ihtiyacına göre, kendisinden sonraki cümleyi anlamca özne, nesne vb. öge durumuna sokar:
Öyle anlaşılıyor ki özçekim yapmaya pek meraklıyız. (“Anlaşılan nedir?” diye sorduğumuzda aldığımız cevap, özçekime meraklı olmaktır. Yani öznedir.)
4. Edat ki
Edat olan ki, dilimizin kendisine aittir. Farsçadan gelen ki’den farklıdır. Edat (ilgeç) olan ki, vurguyu kendisinden önceki sözcüğe çeker. Ki’den sonraki bölüm, önceki bölümün sıfatı olur, onun özelliğini gösterir.
Siz ki beni bilirsiniz. (Beni tanıyanlar sizsiniz.)
Bir yer ki şato gibi. (Şato gibi bir yer)
Ayrıca ki’yi “şüphe edatı” olarak adlandıran dil uzmanları da vardır. Çünkü “O da beni görmüş müdür ki?” cümlesinde geçen “ki”, dilimizde daha önceleri “erki”, sonrasında da “iki” şekilde dönüşüp şimdiki halini almıştır.
Ki’nin Yazımı Nasıldır? Ki Birleşik mi Yazılır, Ayrı mı?
Birçoğumuz hangi sözü veya eki nasıl yazacağımız konusunda ikilemde kalırız. Yukarıdaki başlıklara dikkat ettiyseniz başında kısa çizgi olan “ki”ler var. İşte onlar ektir ve ekler, sözcüğe bitişik yazılır. Diğerleri ise ayrıdır. Bunun kolay bir yolu vardır. “Ki” eklenmiş sözcüğe “-ler” ekini getiriniz. O sözcük anlamlı oluyorsa orada birleşik yazmalısınız.
“Okulda ki kitabımı yarın sana verebilirim.” cümlesinde yazım yanlışı vardır. Çünkü “okuldakiler” diyebiliyoruz. Bu sebeple birleşik yazmalıyız.
NOT: De’nin yazımındaki bir kural sebebiyle bazen ki’nin yazımını da karıştırabiliyoruz. De’nin yazımında cümlenin tamamı okunurdu. Konu “ki” olunca ise sadece o sözcüğü okumak gerekir. Yoksa “Okuldakiler kitabımı sana verebilirim.” gibi anlamsız bir cümle ortaya çıkar. Bu noktaya dikkat ediniz.
UYARI: “Sanki, oysaki, meğerki, belki, halbuki, çünkü, mademki, illaki” sözcükleri “ki” ile kaynaştığından daima bitişik yazılırlar.
Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)

