2 Ağustos 2026

Eğitim Aşkına

Her şey daha iyi bir dünya için…

İNSAN ÖMRÜ UZAYACAK MI?

İnsanoğlu, kendini bildiğinden beri ölümsüzlüğün peşinden koştu. Bu dileğini bazen metafizikle, bazense bilimle aradı. Dualar etti, adaklar adadı, kitaplar yazdı, filmler çekti. Bilimsel araştırmalar artık buna ne kadar yakın olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu.



Bilim, yaşlanmayı ve ölümü organizma için bir hastalık olarak kabul eder. Ona göre insan hiç yaşlanmamalı ve ölmemelidir. Fakat tüm canlıların bir şekilde yok olacağı gerçeğini bilsek de tüm bilim insanlarının amacı, insanoğlunu beklenenden daha uzun sürelerde, daha kaliteli şekilde yaşatmak.

Yaşlanma, önce hücresel düzeyde başlıyor. Hücrelerimiz her bölündüklerinde bir noktadan sonra işlevlerini yitirmeye başlıyor. İçlerindeki DNA iplikçikleri de bundan olumsuz etkileniyor ve bozulmaya başlıyor. Araştırmacılar da işte bu süreci takibe aldılar ve DNA sarmalının ucunda yer alan “telomer” adı verilen kromozom koruyucu uzantının hücrenin her bölünmesinden sonra biraz daha kısaldığını keşfettiler. Bu telomerler kısala kısala bölünemeyecek noktaya geldiğindeyse artık yaşlanma başlamış oluyordu. Bu nedenle telomerler, yaşlanmayı durdurmanın yolu olarak görülüyor. Stanford Üniversitesi bunu laboratuvar ortamında başardı. Elde ettikleri sonuçları pratikte de uygulayabilirlerse insanoğlunun ömrü birkaç yıl daha uzamış olacak. Fakat bu sefer de fazla uzun olan telomerler kanser riskini artırmış olacak. Bu nedenle telomerlerin çok iyi bir şekilde ayarlanmaları gerek. Şunu da eklemeliyiz ki telomerlerin kısalmasını baskıladığı iddia edilen bitkisel karışımlar, haplar bazı yerlerde karşınıza çıkabilir. Gerçek bilim insanları bunu tüm dünyaya yayana kadar temkinli olmakta fayda var ki zaten bir buluşun kesin sonuçları çok zaman sonra netleşmektedir.

Telomerlerin keşfinden sonra tüm çalışmalar farklı bir aşamaya taşındı. Bu süreçte etkili olan genler CRISPR (Clustered Regularly Interspaced Palindromic Repeats, yani “düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri”) gibi gen düzenleme yöntemleri ile yeniden yapılandırılabilir hale geldi. 2016’daki bir deneyde farelerin genlerine müdahale edildi ve bu fareler hem daha genç görünmeye başladı hem de farelerin ömrü %30 gibi bir oranda uzadı.

Yapılan araştırmaların sonuç vermeye başlaması, birçok bilim insanının da insan ömrü üzerine çalışma yapmaya başlamasını sağladı. Ancak ömrü uzatırken genç kalmak da önemli değil midir? Kent Üniversitesinden “Jennifer TULLET”, “Bu araştırmaları sürdürürken insanların yaşlanıp zayıf düşmelerine rağmen yüzlerce yıl yaşamalarını değil, yaşlanmaya devam ederken sağlıklı kalma sürelerini uzatmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. Bunu başarmak için farklı çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Belki de bizlerin en kolay anlayabileceği çalışma, genç bir bireyin kanının daha yaşlı bir bireye verilmesidir. Evet, yanlış okumadınız. Bunu gerçekten denediler ve olumlu sonuç aldılar. Genç farelerin kanı, yaşlı farelere verildi. Yaşlı farelerin vücut fonksiyonları zamanla normale döndü. Kalp kasları, eski sağlığını geri kazandı. Hatta beyazlamaya başlayan tüyler bile yeniden renklendi. Bu çalışmalar insanlar için önce Alzheimer hastalarına umut oldu. İlerleyen zamanlarda tüm insanlık için gelecek vaat eden araştırmaları daha da çok duyacağız.

Herkesin hayali ölümsüzlük. Mısır tanrıları, imparatorlar, modern hükümdarlar bile bunun peşinde. İnsanoğlu açgözlü olsa da işte bu açgözlülük bazen bizlerin büyük bilimsel atılımlar yapmasına da vesile olmuyor değil.

Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)