
Konuşma; düşüncelerin, duyguların ve bilgilerin seslerden oluşan dil vasıtasıyla aktarılmasıdır. Günlük hayattaki iletişimimizin büyük bölümünü konuşmayla gerçekleştiririz.
Kimi insanlar konuşma dilini çok etkili kullanabilirken kimileri de bunda güçlük çekmektedir. Durumun farklı sebepleri vardır. Bunlara bir göz atalım:
• Cinsiyet: Bazı araştırmalar, dil gelişiminin ilk aşamalarında kızların erkeklere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
• İkizlik: Yapılan bazı araştırmalar, 2 – 5 yaş arasındaki ikizlerin konuşmalarının, aynı dönemdeki tek çocuklara göre daha yavaş geliştiğini göstermiştir. Çünkü ikizler kendi aralarında iletişimi zaman zaman konuşmadan da sağlayabilmektedir. Okullarda ikiz öğrencilerin farklı sınıflara konmaya çalışılmasının temel sebebi de bu durumdu.
• Dil ve Zeka: Erken konuşan çocukların daha zeki olduğu iddia edilse de buna karşı çıkan uzmanlar da vardır.
• Fiziksel Yapı ve Dil: Bazı araştırmacılara göre zayıf yapılı çocuklar, daha erken ve düzgün konuşabilmektedir. İri yapılı ve gürbüz çocuklar, isteklerini fiziksel hareketlerle de giderebildiklerinden onlar için konuşma ikinci planda kalmıştır.
• Etkileşim: Şiddetli ve uzun hastalık geçirmiş çocukların dil gelişiminin yavaşladığı görülmüştür. Bu çocukların her isteği, onlar daha bunu tam anlamıyla ifade edemeden gerçekleştirildiğinden dil becerilerinin gelişimi farkında olunmadan sekteye uğratılmıştır. Ayrıca aile içinde sağlıklı bir iletişim ortamının bulunması, çocuğa da söz hakkı verilmesi, konuşma becerisini olumlu yönde etkilemektedir.
• Olgunlaşma ve Öğrenme: İyi bir konuşma için çocuğun hem fiziksel hem de zihinsel yönden yeterli olgunluğa ulaşmış olması gereklidir. Devamında da konuşmayı öğrenebileceği bir sürece ihtiyacı vardır.
İlköğretime yeni başlamış çocuklar, okula dili konuşuyor durumda gelmektedir. Ancak kullandıkları dil ailede ve çevrede öğrendikleri dildir. Bazen çeşitli eksiklikler görülmektedir. Çekingenlik, yerel ağızla konuşmak, ses tonunu ayarlayamamak, kısa ve yetersiz konuşmak, gereksiz şeyler söylemek, dağınık konuşmak, sözcük dağarcığının zayıflığı, konuşma esnasında gereksiz el, kol ve gövde hareketleri bunlardan bazılarıdır.
Çocukların dil becerilerinin gelişimi için ilkokul kademesinde soru sorma, masal anlattırma, fıkra anlattırma, şarkı söyletme, kendi yaşantılarını anlattırma, şiir ezberletme gibi etkinlikler yapılır. 4. sınıf ve ortaokulda ise tekerleme, dinlenen / izlenen metinlerin anlattırılması, söylev, münazara gibi çalışmalar yer alır.
Konuşma sadece okulda değil, diğer ortamlarda da gelişimini sürdüren bir süreçtir. Yani her anımızda konuşma ihtiyacı duyabiliriz. Ne var ki kimi çocuklar hatalı söyledikleri sözler için eleştirilmekten korkabilir ve bir daha çok gerekli olmadıkça konuşmak istemezler. Bu durumun önüne geçmek yine öğretmenlerin ve ailelerin elindedir. Onların söylediklerini kesmeden ve sabırla dinlemeliyiz. Yanlış gördüğümüz bir noktayı konuşmanın sonunda, kırıcı bir dil kullanmadan kendisine belirtmeliyiz. Aksi halde çocuk, içine kapanabilir.
Aile içindeki sohbetler, çocuğa evde sesli şekilde okutulan kitaplar, izlenen bir filmin özetini anlattırma da çocuğun dil gelişimi için çok faydalıdır. Konuşmanın diksiyon, telaffuz boyutuyla ilgili sorun yaşanıyorsa çeşitli dil egzersizleri yapılabilir. Bu amaçla yazılmış birçok kaynak mevcuttur.
Dili iyi kullanan bireyler toplum içinde saygı görür, kendini daha iyi ifade ettiği için kitlelere yön vermede daha başarılıdır. Başarılı yöneticilerin ve liderlerin iyi bir hatip olmalarının ön koşulu, dili çok iyi kullanabilmeleridir. Mustafa Kemal ATATÜRK, kullandığı doğru ve samimi dil ile koskoca bir ülkenin kaderini tayin etmiştir. Bizler de kendini daha iyi anlatan, birbirini daha iyi anlayan insanlardan oluşan modern bir toplum yaratabilmek amacıyla dili en iyi şekilde kullanmalıyız.
Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)
