Şefik Sınığ kimdir diye aklınıza gelmiş miydi hiç? Aklınıza gelmediyse de “Dünyanın Bütün Çiçekleri şiiri ni biliyorsunuzdur. Dünyanın Bütün Çiçekleri… Acıdığınız, örselediğiniz, gururunun üstüne basıp geçtiğiniz öğretmenlerin tek günü olan 24 Kasım’da aşağıdaki dizeleri duyarsınız:
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Bütün çiçeklerini getirin buraya.
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara.
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin… ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri;
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon Ovası’nda açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop Dağı’na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,
Muş Ovası’ndan, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü, altında kaldım.
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya!
CEYHUN ATUF KANSU
Bu Şiir Öylesine mi Yazılmıştı? Şefik SINIĞ ile İlgisi Nedir?
Elbette bu şiirin bir öyküsü var. Hem de öyle “yalı çocukları”nın bitmek tükenmek bilmeyen sosyal medya paylaşımlarındaki gibi değil… Gerçekten bir öyküsü var.
Bilir misiniz Şefik SINIĞ kimdir?
Şefik SINIĞ Kimdir?
Asıl adı “Şefik Eren ŞINIG”. 1925’te Konya’nın Seydişehir ilçesinde dünyaya gelir. Babası Hulusi Bey, annesi Nazife Hanım’dır. Her iki ebeveynini de küçük yaşta kaybeder. Hayat onun için artık daha zorlu bir yoldur.
Ailesini kaybeden Şefik, o dönem PTT’de müdür olup Denizli’nin Çivril ilçesinde yaşayan eniştesinin yanına gelir. İlçenin tek okulu olan 30 Ağustos İlkokulunda okur. Birçok yoksul çocuğa yol gösteren öğretmenlerden olan Osman GÜRKAN, Şefik’in başarılı olacağına inanır. Kendisi Köy Enstitüsünde öğretmendir. Şefik’e de destek çıkar. Onu Isparta-Gönen Köy Enstitüsüne götürür ve Şefik’in parasız – yatılı okumasını sağlar.
Şefik ne yapar eder, okulu üstün bir gayretle bitirip öğretmen olur. Afyon’un Dinar ilçesine bağlı Sütlaç köyünde göreve başlar.
Şefik SINIĞ Nasıl Öldü?
Bir gün eski bir arkadaşının görev aldığı ve oraya çok yakın olan Bostancı köyüne gider. Öğretmen olan bir diğer arkadaşı Mehmet AYDENİZ’in misafiridir. Futbol oynarlar. Top patlar ve topu tamir etmek için Şefik Öğretmen ve arkadaşları okulun içine girer. Onlar topu düşünedursun, kader Şefik için farklı bir plan yapmıştır.
Okulun iç duvarı çöker ve Şefik Öğretmen ağır yaralanır. Çivril’e güçlükle getirilebilir. Onu muayene eden Doktor Şerif GÜRSEL, omuriliğinin fazlaca ezildiğini ve artık pek bir şey yapılamayacağını söyler. Bunun üzerine Şefik’i Sütlaç köyüne götürüp okul odasına yatırırlar. Arkadaşı Mehmet ve köylüler onun başında bekler. Maalesef umut yoktur. Şefik Öğretmen, sürekli öğrencilerini sayıklar. Sayıklamaları gün boyunca sürer. Son sözü de “Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin…” olur.
Şefik vefat edince Çivril’den bir grup öğretmen, cenazeyi almak için köye gider ve giden öğretmenlerden birinin yanında, Çivril’deki evinde misafir ettiği bir öğrencisi de vardır. Şefik Öğretmen Çivril’e defnedilir. Bu acı olayı da oraya giden üniversite öğrencisi, ünlü şair Ceyhun Atuf KANSU’ya aktarır. Şefik SINIĞ’ın son sözlerini de ekler. Bunun üzerine ünlü şair Ceyhun Atuf KANSU da yukarıda okuduğunuz ünlü şiiri yazar.
Öğretmenlik hangi mecrada olursa olsun bir fedakârlık işidir.
Başöğretmen Mustafa Kemal ATARÜK’ü, son nefesinde dahi öğrencilerini düşünen Şefik Öğretmen’i, yakın zamanda Karkamış’a atılan roketle şehit edilen Ayşenur ALKAN öğretmenimizi ve tüm eğitim şehitlerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Hepimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun!
Biz bu yazıyı Denizli’nin Çivril ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Mümtaz BAŞKAYA’dan derledik. Daha detaylı bilgi almak isterseniz lütfen kaynağına başvurunuz: KAYNAK
Serbay KAYGANACIOĞLU (serbayk@egitimaskina.com)

