Sayın Okul Müdürüm, Değerli Öğretmenlerimiz, Sayın Velilerimiz ve Çok Sevgili Öğrencilerimiz,
Bugün, 10 Kasım 2018… Ülkemizi düşmanlardan kurtaran ve bağımsız, milli egemenliğe dayalı modern Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 80.yılı.
Gazi Mustafa Kemal, 57 yıllık yaşamında ülke için 11 farklı savaş alanında düşmanla kahramanca savaştı. 24 madalya ve 7 nişan kazandı. Yaptığı çeviriler ve yazdığı kitaplarla birlikte 13 esere imza attı. Ardında çağdaş, modern bir devlet bıraktı.
Oysa yaşamı boyunca zorluklar hiç onun peşini bırakmamıştı. Hedeflerini gerçekleştirmek için durmadan çalıştı. Yaşadığı sürgünlerden, zindanlardan, tutuklamalardan, sorgulamalardan, yokluklardan ve hastalıklardan yılmadı.
Trablusgarp Savaşı’na gönüllü olarak katıldı. İtalyan uçaklarının hava bombardımanında gözü zarar gördü. Balkan Savaşlarında Edirne ve Kırklareli’nin Bulgarlardan geri alınmasında rol oynadı. Çanakkale Savaşları’nda savaşında milletin kaderini değiştirecek büyük kahramanlıklar gösterdi. Göğsüne çarpan şarapnel parçası, saatine isabet etti. Kafkas Cephesi’nde Muş ve Bitlis’i Ruslardan geri aldı.
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra yurdumuz işgal edilmeye başlandı. Ordumuz dağıtılmıştı. Cephanelerimiz teslim edilmişti. Demiryollarımız, telgraf istasyonlarımız düşman denetimine bırakılmıştı. Ülke savunmasız, halk çaresiz ve umutsuzdu.
15 Mayıs 1919’da İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edildi. İtilaf Devletlerinden destek alıyorlardı. İlk 3 günde İzmir’de 400 askerimizi, 2000’e yakın yurttaşımızı şehit ettiler.
Mustafa Kemal 16 Mayıs’ta Samsun’a gitmek üzere yola çıktı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak kurtuluş meşalesini yaktı. Samsun’dan Havza’ya geçerlerken arkadaşlarıyla Gençlik Marşı’nı söyleyerek yürüyorlardı. Milli bilinci uyandırmak, halkı birleştirmek, düzenli ordu kurmak hiç de kolay olmadı. TBMM’yi açıp halkı egemen kılmak istediğinde, bir taraftan isyanlarla diğer taraftan düşmanla mücadele ediliyordu. Yunanlılara karşı ardı ardına kazanılan zaferler halka umut oldu. Birleştiler, topyekün mücadele ettiler. Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile düşmanı denize döktüler.
Yunan Başkumandanı Trikoupis, 300 subayı ve 5000 askeriyle esir alındı. Ona bile çok iyi davrandılar. Ertesi gün eşine telgraf çekildi: “Eşinizin durumu gayet iyidir. Mustafa Kemal’in misafiridir.” diye bildirildi. Trikoupis hemen bırakılmadı. Bırakılsaydı Yunanistan’daki iç hesaplaşmalardan dolayı idam edilirdi. Sular durulunca teslim edildi.
Mustafa Kemal: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir.” diyordu. Bağımsızlık kazanıldıktan sonra çağdaş ve modern bir devleti inşa edebilmek için inkılaplar ardı ardına geldi. Ülkeyi kalkındırmak için tüm güçleriyle çalıştılar. Samsun’dan Havza’ya geçerken Gençlik Marşı’nda: “Bu gök, deniz nerede var / Nerede bu dağlar taşlar / Bu ağaçlar, güzel kuşlar/ Yürüyelim arkadaşlar”! diyorlardı. Ülkenin taşına, toprağına, ağacına da sahip çıktılar.
Ankara’da yol üzerinde bir tanecik iğde ağacı vardı. Atatürk onu görünce selam verir ve onu yediğimiz meyvenin, sığındığımız gölgenin, soluduğumuz havanın neferi olarak görürdü. Bunun da en az askerler kadar selama hakkı var derdi. Bir gün arkadaşlarıyla arabada giderlerken ağacın olduğu yere geldiklerinde İşte bu benim der ve bir bakar ki ağaç yok yerinde. Kesmişler… Arabadan inip “Ne yaptınız bu ağacı ?“ diye sorar. “Paşam, yolu genişleteceğiz, o yüzden kestik” derler. “Keşke bana sorsaydınız, ben bu ağacı kurtaracak yolu mutlaka bulurdum.” der. Arabaya bindiklerinde şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür ağlar.
Çok zor şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlı… Mademki bu toprakların lideri Mustafa Kemal, o halde o ağacın da sorumluluğunu hissediyor omuzlarında.
Belki bu ağacı kaybetmenin üzüntüsünden Yalova’da çınar ağacına zarar vermemek için köşkün altına ray döşeyerek köşkü ağaçtan uzaklaştırmıştı.
10. Yıl Nutku’nda halka az zamanda çok ve büyük işler yaptıklarını anlatıyordu. Bu konuşmasını hazırladığı müsveddelerde görülüyor ki konuşmasının sonlarına doğru “ beni hatırlayınız…” yazmış ve sonradan üzerini çizmiş.
“Beni hatırlayınız!” Seni hiç unutur muyuz güzel insan, büyük ve gün geçtikçe daha da büyüyen insan? O zamanlar 13 milyonun gönlünde şimdi ise 80 milyon evladının gönlünde taht kurmuşsu
Sınırları aşmış dünya çapında bir lider olmuşsun. Düşmanlarını bile kendine hayran bırakmışsı
O esir aldığın Trikopis kendi ömrünün sonuna kadar her 10 Kasım’da Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönülden ziyarette bulunmuş. Her 29 Ekim’de Atina Türk Konsolosluğuna tebriğe gitmiş.
Atatürk, kendi zamanındaki devlet adamları arasında 21. yüzyılda da eserleri ve neferleri ile yaşamaya devam eden tek lider…
Yurt dışında heykelleri yapılan ve yurt dışında 35 farklı yere ismi verilen bir sembol…
Seni hatırlamak mı ? Hiç unutmadık ki… Bugün naçiz vücudunun aramızdan ayrılışının 80. yılında 80 milyon gönülle seni tekrar tekrar anıyoruz. Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’nin sonsuz bekçisiyiz. Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir.
En derin sevgi ve saygılarımı sunarım.
Mehmet ZEREN (mehmetzeren@egitimaskina.com)

